Crowia blog

Evlilik Rol Beklentileri
Evlilik Rol Beklentileri09-03-2021 Meslek Alanları

Evlilik Rol Beklentileri

    

 Evlilikte Rol ve Sorumluluklar:

      Evlilik her toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da bazı rol ve sorumluluklar meydana getirmektedir. Evlenme yoluna adım atmış çiftlerin evliliğin getireceği rol ve sorumlulukların, evliliğe ait sosyal ve psikolojik sınırların bilincinde olmaları gerekmektedir. Aksi takdir de kuracakları birliktelik için de rol çatışması yaşayabilir ve bunun sonucunda aile içi problemler meydana gelebilir. Sağlıklı bir birliktelik devam ettirebilmek için sınırlarından, sorumluluk ve rollerinden haberdar olmalıdırlar. Evlilik karışık bir sistemdir, sorumluluklara adapte olmak, yerine getirmek bireyleri bazı noktalarda zorlayabilmektedir. Partnerleri bu durumlarda yardımcı oldukları vakit evlilik süreçlerinde sorunlarını çözerek ilerleyebilmektedir. Peki bu roller nelerdir ve hangi sisteme göre belirlenir soruları akla gelebilir. Evlilik öncesi sorumluluk ve roller belirli bir sisteme göre belirlenmemektedir. Kültürden kültüre, biyolojik ailesinin yaşam öyküsüne, sosyal hayat yapılarına göre, evlilikten beklentilerine göre değişebilmektedir. Ataerkil aile öyküsü olan bir bireyin evlilik anlayışı ile demokratik aile yaşam öyküsü olan bireyin evlilik anlayışlarının ve evlilikten beklentilerinin aynı olmasını beklemek yanlış bir tutum olabilmektedir. Aşırı özgürlükçü aile yapısını görmüş olan bir bireyin evliliğinde baskıcı tutum ve davranış sergileyen partner ile rol çatışmaları meydana gelebilmektedir. Alınabilecek kararlarda erkeğin baskın olduğu aile öyküsü olan bir bireyin evliliği içerisinde de ataerkil tutum ve davranışlar sergilemesi muhtemeldir. İdeal olan evlilik şekli demokratik aile şekli olmalıdır. Eşlerin alacakları karar ve sorumluluklarda eşit oldukları bir evlilik şekli evliliğin sağlıklı ilerlemesine kolaylık sağlamaktadır.

1. Evlilik Uyumu:

     Eşler arasında yasal yollarla gerçekleştirmiş oldukları evliliği psikolojik açıdan ele aldığımız kısmında evlilik uyumu olarak tanımladığımız uyuma dikkat etmemiz gerekmektedir. Evlilik uyumu kavramı literatürde farklı uzmanlar tarafından farklı anlamlarda açıklanmaktadır. Spanier ve Lewis (1980) açıklamasına göre evlilik uyumu, bireyin evlilik ilişkisindeki gereksinimlerini karşılama derecesine ilişkin algısıdır.  Bireyin gerçekleştirdiği evlilikten sağlanan genel doyumu ifade ettiği gibi, evlilikteki arkadaşlıktan ve cinsellikten sağlanan doyum gibi daha özel durumları da ifade etmektedir (Öztürk, Arkar, 2014). 

      Evlilik uyumu, evlilik doyumu, mutluluğu, evlilik bütünlüğü kavramları evlilik ilişkisinin kalitesini tanımlamak için kullanılan kavramladır Evlilik uyumu, farklı kişilik özelliklerine sahip bireylerin değişen dünya koşullarına uyum sağlamaları, yaşadıkları sorunları uzlaşarak çözmeleri, birbirleriyle  olumlu iletişim kurmaları, mutlu olmak ve ortak amaçlara ulaşmak için kurdukları birliktelik olarak tanımlanmıştır(Karakaya,2019) Evlilik uyumu, evlilik doyumu, mutluluğu, evlilik bütünlüğü kavramları evlilik ilişkisinin kalitesini tanımlamak için kullanılan kavramlardır(Beştepe, Akar,Eradamlar,Alpkan,2005). Evliliğin süresi, eşler arası empatinin gelişmişliği, eşler arasındaki iletişimin ne derece sağlıklı olduğu, çevresel faktörlerinin evliliklerine olan yansımaları vb. durumlar eşler arasındaki evlilik uyumunu etkilemektedir. Eşler arası oluşmuş olan empati eşlerin uyumu noktasında etkili olduğu gibi, eşler arası sorumluluk ve rollerin belirlenmesinde de kolaylık sağlamaktadır. . Evlilik kalitesi, evli çiftlerin ilişkilerinin öznel değerlendirilmesi olarak tanımlanır. Yüksek evlilik kalitesinin, eşler arasındaki uyumun iyi olması, yeterli iletişim içerisinde olmaları ve evlilik ilişkisinde yüksek  mutluluk derecesi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir(Beştepe, Akar,Eradamlar,Alpkan,2005). Evlilik doyumu, bireyin evlilik ilişkisinde gereksinimlerini karşılama derecesine dair oluşan öznel değerlendirmesidir. Evliliğin kalitesini arttıran veya azaltan etmenlerden birisi olan evlilik doyumu cinsel doyum, manevi doyum, duygusal doyum olarak alt başlıklara ayrılarak değerlendirilebilir.​

2. Empati:

     Empati kelimesinin genel geçer bir tanımı bulunmamaktadır. Kaynaklar empatinin tam olarak ne ifade ettiğiyle ilgili değişik bilgiler sunmaktadır. Fakat kısaca empatiyi  özetlemek gerekirse; empati bir kişinin kendisini duygu ve düşüncelerinden soyutlayarak bir başkasının inançlarını, arzularını ve özellikle duygularını farkına varabilme ve anlayabilme yeteneğidir(Gülşen, ET:29.11.2020).

     Evlilik içerisinde partnerlerin rol ve sorumluluklarının belirlenmesinde ve partnerlerin sorumluluklarını yerine getirmesinde partnerine karşı geliştirdiği empati düzeyi ile yakın bir ilişki bulunmaktadır. Rogers’ın 1970’li yıllarda bulduğu tanıma göre empati, ‘’ bir insanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun düşüncelerini doğru olarak anlama, duygularını hissetme ve bu durumu ona anlatma sürecidir Empatik anlayış her zaman kişilerarası alan içinde oluşur. Kişilerarası etkileşim her iki yönde bilgi ve duyguların akışını içerir, bu da karşılıklı geribildirim süreçlerini güçlendirip, anlayışı arttırır(Kışlak, Çabukça, 2002). Bireyler arası eşitlik karşılıklı olarak birbirlerinin yaşantılarına karşı empati kurmak istemeleri ile oluşmaktadır. Aralarında oluşturacakları empati bireylerin isteğine bağlı oluşmaktadır. Evliliklerindeki uyum olan kişiler empati kurmayı ve sorumluluklarda eşitlenmeyi kabullenmekte kolaylık yaşarken evliliklerinde çatışma olan bireyler empati kurmak istemeyecekleri için rol ve sorumluluklarda eşitlik oluşmayacaktır. Evlenmeyi planlayan veya evliliğe hazırlanan çiftler arasında evlilik öncesinde oluşan empati evlilik içerisindeki beklentilerine olumlu dönütler sağlamaktadır. Evlilik müessesesine girdiklerinde rol ve sorumluluklara, partnerinin kendisinden beklediği rollere adapte olmakta zorluk yaşamayacaktır.

3.Kültür:

     Bozkurt Güvenç tanımıyla kültür, ‘’toplum, insanoğlu, eğitim süreci ve kültürel muhteva gibi değişkenlerin ve bunlar arasındaki karmaşık ilişkilerin bir işlevidir.” Gökalp’e göre ise kültür, “Bir milletin dinî, ahlaki, akli, estetik, lisani, iktisadi ve fennî hayatlarının ahenkli bir bütünüdür” Heriot, kültürü “Bireyin bildiklerini unuttuktan sonra aklında kalan şeydir” şeklinde tanımlamıştır. “Kültür sözcüğü dört anlamda kullanılmaktadır: Bilim alanında uygarlık; beşeri alanda eğitim sürecinin ürünü; estetik alanda güzel sanatlar ve maddi (teknolojik) ve biyolojik alanda üreme, tarım, ekin, çoğaltma ve yetiştirme(Göçer,2012).

     Evlenecek partnerler arasındaki ilişkide aralarındaki sevgi bağı dışında evliliklerini etkileyecek sosyokültürel faktörler bulunmaktadır. Her birey belli bir kültürel değerleri olan toplum içinde dünyaya gelmektedir ve bu değerler ile yetiştirilmektedir. Ataerkil kültür anlayışı olan yani ailede erkek otoritesine dayanan hiyerarşik sistem içerisinde büyümüş olan bir erkek, evlilik içerisindeki rollerini ataerkil aile sistemine göre temellendirmektedir. Yani ev işlerinin kadınların yapması gereken bir iş olduğunu, eve para getiren kişinin erkeğin rolü olduğunu, ev içerisinde alınacak kararların erkek tarafından alınması gerektiği düşüncesinde evdeki olayların kendisinin kontrolünde gerçekleştiğini düşünen, eşinin çalışmasını kabul etmek istemeyen vb. rolleri benimseyen aile sistemi oluşturmak istemektedir. Toplumumuzda eskisine oranla azalmış olan bu düşünce sistemi hala varlığını sürdürmekte ve hala ataerkil rol modellerini benimseyen bireyler yetişmektedir. Ataerkil toplumda büyüyen bireyin partnerinin yetiştiği ortam ataerkil toplum yapısına dayanmıyor ise evlilik rol beklentileri noktasında bireyler arasında çatışmalar meydana gelmektedir.

4.Cinsellik:

      Cinsellik, kişinin fiziksel yapısını, kendisi ile ilgili olan yargılarını, seçimlerini, diğerleri ile ilgili olarak neler düşündüğünü ve tüm bunların yaşadığı çevre içerisinde ne anlama geldiğini kapsamaktadır. Yani, cinsellik kişinin kadın ya da erkek olmasından ve seksten daha çok şeyi ifade eder.

     Evlilik içerisinde bir önemli ve evliliğin sağlıklı ilerlemesini sağlayan konu cinselliktir. Eşler arasındaki çatışmaların altında yatan pek çok sebep olmak ile birlikte cinsel problemler de çiftler arasındaki çatışmaların nedeni olmaktadır. Partnerine karşı dokunma isteğini arttıran bir istek olarak tanımlayabileceğimiz ten uyumu partnerler arasındaki cinsel uyumluluk hakkında bilgi veren durumdur. Eşler arasında oluşamayan ten uyumu cinsel sorunların nedeni olabilmektedir. Ten uyumu aslında sadece cinsellik açısından bakılmaksızın fiziksel ve ruhsal etkenler ile ele alınmalıdır. Stresli, çatışmalı olan bir evlilik içerisinde ten uyumunun kaybolması meydana gelmekle birlikte yoğun iş hayatı veya çevresel faktörler tensel uyum noktasında noksanlık yaşatacağı için evlilik içerisinde çatışmalara da neden olabilir. Yani ten uyumunun kaybolması çatışmaların nedeni de olabileceği gibi çatışmaların sonucu da olabilmektedir. Evlilik içerisinde cinsellik noktasındaki diğer sorunlardan bir tanesi de partnerlerin cinsel birliktelik yaşadığı partnerinden cinsel ilişki sırasında bulunduğu isteklerden kaynaklı olabilmektedir. İsteklerinin partneri tarafından istememesi cinsel uyumun bozulmasına neden olabilir. Pek çok birey partnerinin isteklerini yerine getirmek de isteksiz olmasına karşın yerine getirdiği takdir de farkında olmadan cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Bireylerin partnerinden cinsel ilişki açısından beklediği rol beklentileri noktasında partnerinin de isteklerine önem vermesi, evlilik öncesinde birlikte cinsellik terapisi almaları evlilik sürecinde cinsel uyumlarının sağlıklı ilerlemesini sağlayabilmektedir. Hawton ve Catalan, yapılmış çalışmalardan yola çıkarak; erkeklerin eşlerinin cinsel hayatlarında seçimlerine dikkat ederek davranmalarının ve her iki tarafında cinsel yaşantıda uyumlu olmasının cinsel hayattaki mutlulukta güce sahip olduğunu ifade etmiştir (Hawton,1986).

5.Sosyal Medyanın Gücü

     Günümüzde kitle iletişim araçları takip edilemeyecek derecede gelişmekte ve insanlık için yeni icatlar sağlamaktadır. Kitle iletişim araçları sayesinde insanların edindiği en büyük icat hiç şüphesiz sosyal medyadır. Sosyal medya sayesinde insanlar elde edinmek istedikleri bilgilere sosyal mecralardan hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabilmektedir. Sosyal medyanın avantajları ve dezavantajları noktasında her konuda tartışmalar olduğu gibi evlilik yolunda adım atmış veya evli olan çiftler içinde avantaj ve dezavantajları tartışılmaktadır. Toplumların kendilerine özgü kültürel değerlerinin olduğunu belirtmiştik. Sosyal medya aracılığı ile toplumun kültürel değerleri tüm dünya içerisinde görülmektedir. Bu evlilikler için avantajı açısından bakacak olursak; eşler kendilerine yüklenen rol ve sorumlulukların başka eşlerde de olduğunu görerek rol ve sorumluluklarının olağan bir durum olduğunu kabullenme noktasında sosyal medyanın gücünden faydalanabilmektedir. Evlilik içerisindeki sorunları noktasında, sosyal medya çerçevesinde uzman kişilerin paylaştıkları makaleler ile sorunlarına çözüm yolunda adım atabilmektedirler.

     Avantajlarının yanında dezavantajlarının da bulunduğunu dile getirmiştik. Sosyal medyanın dezavantajına bakacak olursak; evliliğe hazırlık aşamasında sosyal medyadan özenmeler meydana gelmektedir. Maddi durumu zorlayabilecek noktalar meydana geldiği anda eşler arasında çatışmalar oluşmaya başlamaktadır. Diğer dezavantaj noktası ise, her kültürün kendine özgü bireye evlilik açısından yüklediği sorumluluklar vardır. Sosyal medya neticesinde kendi kültürüne ters düşen bir ideolojinin benimsenmesi evlilik rol modellerinde çatışmalar oluşturabilmektedir. Bireylerin aynı coğrafya içerisinde yaşamalarının sonucu olarak kültürleri farklılıklar göstermek ile birlikte bireye benzer sorumluluklar yükleyebilmektedir. Ancak farklı coğrafyadan bir ideolojiyi benimsemek problemler oluşturmaktadır. Son olarak da sosyal medya bireylerin birbirine mesaj attığı bir platformdur. Eşlerin partnerlerine başka kişilerden gelebilecek mesajlar evlilik temellerinin çatırdamasına yol açabilmektedir, bireylerin sosyal medyada paylaşmak istedikleri partnerler tarafından engellenebilmekte ve bu da çatışmalara neden olabilmektedir

  • evlilik
  • rol
  • sorumluluk

Yazar


Aile Danışmanı Elif Kahraman
Aile Danışmanı Elif Kahraman

Balıkesir'de lise eğitimimi tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Sosyal Hizmet bölümünü kazanarak İstanbul'a yerleştim. 4 yıllık lisans eğitimim sonrasında İstanbul Aydın Üniversitesinde Aile Danışmanlığı Tezli yüksek lisansını kazandım. Mesleki ala

Profile Git